Rahmet peygamberi Sitesi

Dünya İslam Birliği - Uluslararası Peygamberi Tanıtma ve Destekleme Komisyonu

ramazan

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, âilesiyle cinsel ilişkisi sebebiyle cünüp olarak sabaha erişmişse, fecirden yani ezandan sonra gusül abdesti alıp orucunu tutardı. O, Ramazanda oruçluyken bazı hanımlarını öperdi.(36) Oruçlunun öpmesini, su ile ağzı yıkamaya (mazmaza yapmaya) benzetirdi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Unutarak Yeyip İçen Kimse Hakkındaki Uygulaması Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem unutarak yiyip içen kimseye orucu kaza ettirmezdi.

Çünkü ona yediren ve içiren Yüce Allah’tır. Bu tür yeme ve içme, yiyene izafe edilmez. Bu sebeple de, o kişi orucu bozmuş olmaz. O, orucunu, ancak kendisinin yaptığı şeyle bozar. Unutarak yeme içme, uykudayken yiyip içme gibidir. Hem uyuyanın, hem de unutanın yaptığında sorumluluk yoktur. (36) Âlimler, kendine hâkim olamıyorsa, oruçlunun eşini öpmesini mekruh gö - müşlerdir. 28 Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz صلى الله عليه وسلم Orucu Bozan Şeyler Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den sahîh olarak geldiği üzere; yemek, içmek, hacamat (özel bir yöntemle kan aldırmak) ve kusmak orucu bozar.

Kur’ân, cinsel ilişkinin de tıpkı yeme ve içme gibi orucu bozduğuna delâlet etmektedir. Bu konuda, herhangi bir görüş ayrılığı bilinmemektedir. Sürmenin orucu bozduğuna dair Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den gelen herhangi sahîh bir rivâyet yoktur. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in oruçluyken misvaklandığı da sahîh olarak sabittir. - İmam Ahmed rahimehullah, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in oruçluyken başına su döktüğünü zikretmiştir. - Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem oruçluyken, ağzına su alır, burnuna su çekerdi. Burna su çekerken, aşırılığa kaçmaktan men ederdi. - Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in oruçluyken hacamat yaptırdığına dair sahîh bir rivâyet yoktur. Bunu İmam Ahmed ifade etmiştir. - Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in günün başında oruçlunun misvak kullanmasını yasakladığı, günün sonunda serbest bıraktığı sahîh değildir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in İtikâf Konusundaki Uygulaması Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazanın son on Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz 29 صلى الله عليه وسلم gününde, itikâfa girerdi.

Vefat edinceye kadar buna devam etmişti. Bir defasında itikâfa girmemiş, onu sonradan şevval ayında yerine getirmişti. Bir defa, ilk onda, sonra ortasında, sonra da kadir gecesini aramak üzere son on günde girmişti. Daha sonra kadir gecesinin son on günde olduğunu belli olunca, Rabbine kavuşuncaya kadar son on günde itikâfa girmeye devam etti. - İtikâf için çadır kurulmasını emrederdi. Yüce Rabbiyle baş başa kalması için, mescitte onun için çadır kurulurdu. - İtikâfa girmek istediğinde, sabah namazını kılar, sonra çadırına girerdi. - Her yıl, itikâfta on gün kalırdı. Vefat ettiği yıl, itikâfta yirmi gün kalmıştı. - Cebrâîl, her yıl ona Kur’ân’ı bir defa okurdu. O yıl (vefat ettiği yıl) ona iki defa okumuştu.

- Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Kur’ân’ı ona, her yıl, bir defa okurdu. O yıl iki defa okumuştu. - Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, itikâfta, çadırına tek başına girerdi. - İtikâftayken evine, ancak insanî ihtiyaçları için girerdi. - Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem itikâftayken, mescitten başını çıkarıp Âişe’nin odasına uzatır, Âişe de kendi odasında hayızlı olduğu halde onun başını yıkayıp tarardı. - İtikâftayken, bazı hanımları onu ziyaret ederlerdi. Hanımı gitmek için kalkınca, o da kalkar onu evine götürürdü. Bu, geceleyin olurdu.

30 Kırk Oturumda Sevgili Peygamberimiz صلى الله عليه وسلم - İtikâftayken, ne öperek, ne de başka bir şey yaparak hiçbir hanımına dokunmamıştır. - İtikâftayken, yatağı kaldırılır, itikâf ettiği yere divanı konulurdu. - İhtiyacı için çıktığında, yolu üzerinde hastaya uğrar, ne ona doğru eğilir, ne de halini sorardı. - Bir defasında, bir Türk çadırında itikâfa girmiş, zeminine bir hasır koymuştu. İşte bütün bunlar, itikâf yerlerini sohbet etme ve ziyaretçi çekme ve aralarında muhabbet etme yeri yapan cahillerin zıddına, itikâfın amaç ve ruhunu elde etmeye yöneliktir. İşte nebevî itikaf budur. Başarı Allah’tandır.