Get Adobe Flash player

On Yedinci Konu Zikir ve Dua Konusundaki Sünneti[1]

Peygambersallallahu aleyhi ve sellem Allah’ı zikretme konusunda insanların en üstünü idi. Hatta her söy-lediği şey Allah’ı zikir ve ona yakın şeylerdi. Emri, yasağı, ümmet için hükümler koyması Peygambersallallahu aleyhi ve sellem’in Allah’ı zikretmesi demekti. Sükût edip susması da Allah’ı kalbiyle zikretmesiydi. Her anında ve her halinde Allah’ı zikrederdi. Ayakta iken, otururken, yan yatmışken, yürürken, binitinde iken, yolda giderken, konaklamışken, seferi iken ve mukim iken, her nefes alış verişinde Allah’ı zikrederdi.
 
A- Sabah veya Akşam Olduğu Zaman Yaptığı Zikirler:1. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem sabah olduğu vakit şöyle derdi:
«أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الإِسْلاَمِ، وَعَلَى كَلِمَةِ اْلإِخْلاَصِ وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنـَا مُحَمَّدٍ ^، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ حَنِيفاً مُسْلِمًـا  وَمَا كَانَ مِنَ الْـمُشْرِكِينَ»
 “İslam fıtratı üzere, ihlâs kelimesiyle, Peygambe-rimiz Muhammed’in dini üzere, müşriklerden olmayan, hanif ve Müslim olan babamız İbrahim’in dini üzere sa-bahladık.”(Ahmed).
Yine şöyle derdi:
«اَللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ وَإِلَيْكَالنُّشُورُ»

“Allah’ım! Senin sayende sabahladık, senin sayende akşamladık. Senin sayende yaşayacağız, senin sayende öleceğiz. Senin huzurunda toplanacağız.” (Ebu Dâvûd, Tir-mizî ve İbn Mâce).
Şöyle buyururdu: “Sizden biriniz sabahladığı za-man şöyle desin:
«أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْـمُلْكُ ِللهِ وَالْـحَمْدُ ِللهِرَبَّ  العَالَـمِين،  اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ خَيْرَ  هَذَ الْيَوْمِ  فَتْحَهُ  وَنَصْرَهُ  وَنُورُهُ وَبَرَكَتُهُ  وَهِدَايَتَهُ،  وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِيهِ  وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ،  ثُمَّ  إِذَا أَمْسىٰ، فَلْيـَقُلْ مِثْلَ ذَلِكَ»
 “Biz sabahladık. Mülk de Allah’a ait olarak sabaha erişti. Allah’ım! Senden bugünün hayrını, fethini, yar-dımını, nurunu, bereketini ve hidâyetini dilerim. Bugü-nün ve sonrasının şerrinden sana sığınırım.” Sonra ak-şamladığı zaman da aynısını söylesin.”(Ebu Dâvûd).

2. Şöyle dedi: Seyyidu’l-İstiğfar şudur:
«اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَإِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنيِ وَأَنَا عَبْدُكَ،وَأَنَاعَلَىعَهْدِكَوَوَعْدِكَ مَااسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلََىَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبيِ فَاغْفِرْ ليِ فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ»
“Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yok. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim ahit ve vaat üzereyim. Yaptık-larımın şerrinden sana sığınırım. Üzerime olan nimetini ve günahlarımı kabul ve itiraf ediyorum. Beni bağışla. Şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.” Sabah ve ak-şam bunu inanarak söyleyen kimse, o gün veya gece ölürse cennete girer.” (Buhârî).

3. Şöyle dedi:
«لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْـمُلْكُ وَلَهُ الْـحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ»
 “Kim günde yüz defa “Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’nadır. O’nun her şeye gücü yeter” derse on köle azat etmiş kadar sevap alır, on hasene yazılır, on günahı silinir, o gün ak-şama kadar şeytandan korunur, bundan daha çok amel işleyen kimseden başka hiç kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getiremez.” (Buhârî ve Müslim).

4. Sabah ve akşam olduğunda şu duaları okurdu:
«اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ دِينيِ وَدُنْيَايَ وَأَهْليِ، وَمَاليِ، اَللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اَللَّهُمَّ احْفَظْنيِ مِن بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينيِ، وَعَنْ شِـمـَاليِ، وَمِـنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَـحْتيِ»
 “Allah’ım! Senden dünyada ve ahirette afiyet istiyo-rum.Allah’ım! Dinim, dünyam, ailem ve malım hakkında senden af ve afiyet dilerim. Allah’ım! Kusurlarımı gizle, korkularımdan emin kıl. Allah’ım! Beni önümden, arkam-dan, sağımdan, solumdan, üstümden koru. Yere batı-rılarak altımdan helâk edilmekten azametine sığınırım.”
5. Şöyle buyururdu: “Kim her gün ve her gece sabah akşam üç defa şu duayı okursa, ona hiçbir şey zarar veremez:
«بِسْمِ اللهِ الَّذِي لاَ يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ  فيِ الأَرْضِ وَلاَ فيِ السَّمَـاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ»

 “İsmi ile, yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla... O her şeyi işitendir, bilen-dir.”  (Ebu Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce).
6. Ebu Bekir radıyallahu anh ona şöyle dedi: Bana sa-bah akşam söyleyeceğim bir şey öğret. Bunun üzerine Ra-sûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şöyle de:
«اَللَّهُمَّفَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ عَالِـمَ الْغَيْبِوَالشَّهَادَةِ ، رَبَّ كُلِّشَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً، أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ»
 

“Gökleri ve yeri yaratan, görüneni ve görünmeyeni bilen, her şeyin Rabbi, hükümdarı ve sahibi Allah’ım! Senden başka ilah olmadığına şahitlik ediyorum. Nefsi-min şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirke düşürme-sinden sana sığınıyorum. Nefsime kötülük yaptığımı veya kötülüklerimi bir Müslümana dokundurduğumu itiraf ediyorum.” Buyurdu ki: Bunu sabaha eriştiğinde, akşama eriştiğinde ve yatağına girdiğinde söyle.”(Ebu Dâvûd, Tirmizî).
 
B- Evinden Çıkarken ve Evine Girerken Yaptığı Zikirler:1. Evinden çıktığı zaman şöyle derdi:
«بِسْمِ اللهِ، تَوَكَّلْتُ عَلىَ اللهِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَضِلَّ، أَوْ أُضَلَّ، أَوْ أَزِلَّ، أَوْ أُزَلَّ، أَوْ أَظْلِمَ، أَوْ أُظْلَمَ، أَوْ أَجْهَلَ، أَوْ يـُجْهَلَ عَلَيَّ»
“Allah’ın adıyla… Allah’a tevekkül ettim. Allah’ım! Sapıklığa düşmekten veya düşürülmekten, ayağımın kay-masından veya kaydırılmasından, zulmetmekten veya zulme uğramaktan, cehalete düşmekten veya cahil görül-mekten sana sığınırım.”(Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce).

2. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim evinden çıktığında:
«بِسْمِ اللهِ، تَوَكَّلْتُ عَلىَ اللهِ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَقُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ»
“Allah’ın adıyla... Allah’a tevekkül ettim. Güç ve kuvvet ancak Allah’a aittir.” derse, kendisine: “Hidâyete erdirildin, sana bu yeter, sen artık korunma altındasın” denir ve şeytan ondan uzaklaşır.”(Ebu Dâvûd, Tirmizî).

3. Sabah namazına çıktığında şöyle dedi:
«اَللَّهُمَّ اجْعَلْ فيِ قَلْبِي نُوراً، وَاجْعَلْ فيِ لِسَانِي نُوراً،وَاجْعَلْ فيِ سَمْعيِ نُوراً، وَاجْعَلْ فيِ بَصَرِي نُوراً، وَاجْعَلْ مِنْخَلْفيِ نُوراً،  وَمِنْ أَمَامِي نُوراً،  وَاجْعَلْ مِنْ فَوْقِي نُوراً،  وَاجْعَلْ مِنْتَـحْتيِ نُوراً،  اَللَّهُمَّ  عَظِّمْ ليِ نُوراً»
“Allah’ım! Kalbimi nurlandır, dilimi nurlandır. Kulağımı nurlandır, gözümü nurlandır. Önümü nur-landır, arkamı nurlandır. Üstümü nurlandır, altımı nurlandır. Allah’ım! Bana büyük bir nur ver.” (Buhârî ve Müslim).

4. Şöyle dedi: “Bir kimse evine girdiği zaman:
«اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ الْـمَوْلِجِ وَخَيْرَ الْـمَخْرَجِ، بِسْمِ اللهِ وَلَـجْنَا، وَبِسْمِ اللهِ خَرَجْنَا، وَعَلىَ اللهِ رَبِّنَا تَوَكَّلْنَا»
“Allah’ım! Senden hayırlı bir giriş ve hayırlı bir çıkış diliyorum. Allah’ın adıyla girdik ve Rabbimiz Allah’a tevek-kül ettik.” desin, sonra ailesine selam versin.”(Ebu Dâvûd).
 
C- Mescide Girerken ve Mescitten Çıkar-ken Söylediği Zikirler:[2]1. Mescide girdiği zaman şöyle derdi:
«أَعُوذُ بِاللهِ الْعَظِيمِ، وَبِوَجْهِهِ الْكَرِيمِ، وَسُلْطَانِهِ  الْقَدِيمِ، مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ»
“Kovulmuş şeytandan, Yüce Allah’a, O’nun kerim yüzüne ve ezelî hükümdarlığına sığınırım”
Şöyle buyururdu: “Bir kimse bunu dediği zaman şeytan: Günün geri kalanında da benden korundu der.” (Ebu Dâvûd).
2. Şöyle buyururdu: “Sizden biriniz mescide girdiği zaman Peygamber’e salâvat getirsin ve şöyle desin:
«بِسْمِ اللهِ، وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ.اَللَّهُمَ اغْفِرْ ليِ ذُنُوبيِ، وَافْتَحْ ليِ أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ»
 “Allah’ın adıyla... Selam Allah’ın Rasûlüne olsun. Allah’ım! Günahlarımı bağışla, rahmetinin kapılarını bana aç.”
Mescitten çıktığı zaman da şöyle desin:
«اَللَّهُمَّ  إِنِّي  أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ»
 “Allah’ım! Ben senin fazlından istiyorum.”(Ebû Dâvûd, İbn Mâce).
 
D- Hilali Gördüğünde Söylediği Zikir:[3]Hilali gördüğü zaman şöyle derdi:
«اَللَّهُمَّ  أَهِلَّهُ عَلَيْـنَا بِلأَمْنِ  وَالإيِمـانِ، وَالسَّلاَمَةِ وَالإِسلاَمِ، رَبِّ  وَرَبُّك اللهُ »
“Allah’ım! Bu ayda bizi emniyet, iman, selamet ve İslam’dan ayırma. Ey hilal! Benim ve senin Rabbin Allah’tır.” (Tirmizî).
 

E- Aksırdığı ve Esnediği Zaman Söylediği Zikir:[4]1. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivâyet edildiğine göre, şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ aksır-maktan hoşlanır, esnemekten ise hoşlanmaz. Sizden biri-niz aksırdığı ve elhamdülillah dediği zaman, o hamdi işiten her Müslümanın:
«يَرْحَـمُكَ اللهُ»
 yerhamukellah (Allah sana merhamet etsin) demesi bir vecibedir. Esnemeye gelince, o ancak şeytandandır. Bun-dan dolayı biriniz esneyeceği zaman gücü yettiğince onu engellemeye çalışsın. Çünkü sizden biriniz esnediğinde şeytan ona güler.”  (Buhârî).
2. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aksırdıklarında mübarek elini veya elbisesini ağzına koyar ve sesini azaltır veya kısardı. (Ebû Dâvûd, Tirmizî).
3. Aksırdığı zaman kendisine : “Allah sana mer-hamet etsin denildiği zaman şöyle derdi:
                  « يَرْحَـمُنَا اللهُ وَ إيَّاكُم، وَيَغْفِرُلَنَا وَلَكُمْ»
 “Allah bize de size de merhamet etsin; Allah bizi de sizi de bağışlasın.”

4. Şöyle buyururdu: “Sizden biriniz aksırdığı za-man elhamdulillah (:Allah’a hamd olsun) desin. Bunu duyan kardeşi veya arkadaşı da ona: Yerhamukellah (:Allah sana merhamet etsin) desin. Bunun üzerine aksı-ran ona şöyle desin: Yehdikumullah ve yuslih balekum (:Allah da size hidâyet etsin ve size iyilik versin).” (Bu-hârî).
5. Yine şöyle buyururdu: “Sizden biri aksırdığında elhamdulillah derse ona yerhamukellah deyiniz. Şâyet el-hamdulillah demezse yerhamukellah demeyiniz.” (Müs-lim). Bir kimsenin aksırması üçten fazla olursa artık ona yerhamukellah demez, bu adam nezle olmuş derdi. (Müslim).
6. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sahih ola-rak rivâyet edildiğine göre: Yahudiler onun huzurun-da, kendilerine yerhamukellah demesini ümit ederek aksırırlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de onlara: “Allah size hidâyet etsin ve sizi ıslah etsin” derdi.
 
F- Bela ve Musibete Uğrayan Bir Kimseyi Görünce Yaptığı Dua:[5]Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sahih olarak rivâyet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: “Kim bela ve musibete uğrayan birini görür de: “Sana verdiği bu bela ve musibetten beni koruyan ve beni yarattıklarının birçoğundan üstün kılan Allah’a hamd olsun.” derse, o musibet onun başına ebediyen gelmez.” (Ebû Dâvûd, Tir-mizî).
G- Eşek Anırması ve Horoz Ötüşü İşittiği Zaman Söylediği Dua:[6]Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ümmetine, eşek anırmasını işittiklerinde, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınmalarını, horozun ötüşünü işittiklerinde de Allah’ın lütfunu istemelerini emretmiştir. (Buhârî ve Müslim).
 
H- Öfkelenen Kimsenin Söyleyeceği ve Yapacağı Şeyler:[7]1- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, öfkesi kaba-ran kimseye abdest almasını, ayakta ise oturmasını, oturuyorsa yatmasını ve kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınmasını emretmiştir.
 

 
--------------------------------------------------------------------------------

[1]    Zâdu’l-Me‘âd (2/332).
[2]    Zâdu’l-Me’âd (2/336)
[3]    Zâdu’l-Me‘âd (2/361).
[4]   Zâdu’l-Me‘âd (2/371, 397).
[5]    Zâdu’l-Me‘âd (2/317).
[6]    Zâdu’l-Me‘âd (2/426).
[7]    Zâdu’l-Me‘âd (2/423).

منتخب کردہ تصویر

Le hadj : un voyage de foi