Rahmet peygamberi Sitesi

Dünya İslam Birliği - Uluslararası Peygamberi Tanıtma ve Destekleme Komisyonu

On Altıncı Konu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem‘in  Daveti[1]

1. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem gece-gündüz, gizli-açık Allah’a davet ederdi. Peygamberliğinin başın-dan itibaren Mekke’de üç sene boyunca gizli davette bulundu. “Sana emredileni açıkça ortaya koy” (Hicr: 94) âyeti nazil olunca hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmeden Allah’ın emrini açıkça ortaya koydu. Kü-çük-büyük, hür-köle, erkek-kadın, insan-cin herkesi Allah’a davet etti.

2. Mekke’de ashabı üzerindeki işkence şiddetle-nince, onların Habeşistan’a hicret etmelerine izin verdi.
3. Kendisine yardım ederler umuduyla Taif’e gitti ve onları Allah’a davet etti. Fakat onlardan hiçbir des-tek görmedi. Üstelik onlar ona eza-cefa ettiler ve kendi kavminden görmediği kötülükleri onlardan gördü. Onu Mekke’ye gitmesi için dışarı çıkardılar. Mekke’ye dönerken Mut’ım b. Adiyy’in himayesine girdi.

4. On sene boyunca açıktan davete devam etti. Her hac mevsiminde hacıların konakladıkları yerlerde; Ukaz, Mecinne ve Zulmecaz panayırlarında, bütün kabilelerin kaldıkları yerleri tek tek sordu ve görüşmeler yaptı.
5. Sonra Akabe’de hepsi Hazreçli altı kişiyle bu-luştu, onları İslam’a davet etti. Bu altı Hazreçli Müs-lüman oldular, sonra Medine’ye döndüler. Bunlar ora-da insanları İslam’a davet ettiler. Medine’de İslam o ka-dar yayıldı ki, İslam’ın girmediği hiçbir ev kalmadı.

6. Ertesi yıl onlardan on iki kişi geldi. Onlarla Akabe biatı için buluşmak üzere sözleşti. Sözleştikleri yerde buluştukları zaman Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i dinlemek, ona itaat etmek, muhtaçlara yardım etmek, iyiliği emredip, kötülükten sakındırmak, hiçbir kınayıcının kınamasına aldırmaksızın Allah’ın rızasına uygun sözler söylemek, kendisine yardım etmek, kendi-lerini, hanımlarını ve çocuklarını korudukları şeylerden onu da korumak üzere söz verdiler. Bu sözlerini tutar-larsa kendilerine cennet vaat edildi. Bunlar daha sonra oradan ayrılıp Medine’ye döndüler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara Kur’an’ı öğretmeleri ve Allah’a davet etmeleri için İbn Ummu Mektum’u ve Musab b. Umeyr’i birlikte gönderdi. Pek çok kişi bunların elinde Müslüman oldu. Useyd b. Hudayr ve Sa’d b. Muaz bunlardandı.

7. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Müslü-manların Medine’ye hicret etmelerine izin verdi. İn-sanlar hemen hicret etmeye başladılar. Sonra kendisi ve arkadaşı da onların peşinden gitti.
8. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de Muhacirlerle Ensar arasında kardeşlik sözleşmesi yap-tırdı. Bunların tamamı doksan kişi idi.

A- Eman (Güvence), Barış ve Elçilere Yapı-lacak Muamele Konusundaki Sünneti:[2]1. Sahih bir rivâyette Peygambersallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslümanların emanı birdir. En zayıf bir Müslüman da eman verebilir.” (Buhârî ve Müs-lim). Şöyle buyurdu: “Kendisiyle bir kavim arasında an-laşma bulunan bir kimse, anlaşmanın süresi doluncaya yahut onlarla eşitlik üzere anlaşmayı bozuncaya kadar ne bir düğüm çözsün, ne de bir düğüm bağlasın.” (Ebu Dâvûd ve Tirmizî).

2. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyur-du: “Kim bir insanın canı için güvence verir de sonra onu öldürürse, ben katilden uzağım.” (İbn Mâce).
3. Yalancı peygamberin iki elçisi ona gelip de dillerine gelen her şeyi söyleyince Peygambersallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: “Eğer elçilerin dokunul-mazlıkları olmasayd,ı sizin boyunlarınızı mutlaka vur-dururdum.” Onun tatbikatı böylece sürmüş ve hiçbir elçi öldürülmemiştir. (Ebu Dâvûd).
4. Yine Peygambersallallahu aleyhi ve sellem bir elçi kendi dinini seçtiği zaman onu yanında alıkoymaz, hatta kendi ülkesine geri gönderirdi.

5. Düşmanları, ashabından biriyle kendi rızası alınmaksızın Müslümanlara zarar vermeyecek bir an-laşma yaptıklarında, Peygambersallallahu aleyhi ve sellem onların bu anlaşmalarını geçerli sayardı.
6. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem Kureyş’le on yıl savaşmamak ve onlardan Müslüman olup kendi-sinin yanına gelenleri onlara iade etmemek ve ken-disinin yanından onlara kaçanları ise onların iade et-memeleri şartıyla barış anlaşması yaptı. Allah Teâlâ bu anlaşmanın kadınlar hakkındaki hükmünü neshetti/hü-kümsüz saydı. Allah, gelen kadınların imtihana çekil-melerini, şâyet kadının mümin olduğuna kanaat geti-rirlerse onu kâfirlere iade etmemelerini emretti.

7. (Böyle bir kadına kocasının ödediği mihri Müs-lümanların iade etmelerini emretti.) Öte yandan Müs-lümanlıktan çıkıp müşriklerin yanına kaçan kadının mihrini de kocasına şu şekilde ödemelerini emretti: Müslüman olup Müslümanların yanına hicret eden ka-dının mihrini geri vermeleri gerektiğinde bir ceza ola-rak bu mihri karısı irtidat eden adama ödeyecekler, müşrik kocasına ödemeyeceklerdi.
8. Hudeybiye barış anlaşması gereği yanına gelen erkekleri müşriklerin alıp götürmelerine engel olmaz, fakat gelen bir (Müslüman) erkeği onlara dönmeye zorlamaz ve dönmesini emretmezdi. Müşriklerden ka-çan Müslüman bir müşriki öldürse veya elinden malını (zorla) alsa ve bu Müslüman, Peygambersallallahu aleyhi ve sellem’in yanından ayrılmış, ama karşı tarafa da katıl-mamış olsa, Peygambersallallahu aleyhi ve sellem onun bu davranışını yadırgamaz ve bunu onlara tazmin de etmezdi.

9. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem Hayberlilerle, onları mağlup ettiğinde, yanlarına hayvanlarının taşı-yacağı kadar yük alarak oradan sürgün etmek üzere ve altın, gümüş ve silahların Allah’ın Rasûlüne bırakılması şartıyla bir barış anlaşması yaptı.
10. Hayber Yahudileriyle Hayber topraklarından çıkardıkları ürünlerin yarısını Peygambersallallahu aleyhi ve sellem’e vermeleri, diğer yarısının kendilerinde kalma-sı ve Allah Rasûlünün onları orada dilediği kadar tut-ması şartıyla da bir anlaşma yaptı. Her sene onlara ürünlerini tahmin ve tespit edecek bir memur gönderir, bu memur onların hâsılatın içinden ne kadarını top-layıp aldıklarını inceler, sonra onlara Müslümanların hissesini tazmin ettirir, Müslümanlar da bu hisseleri üzerinde tasarrufta bulunurlardı.
 
B- Melikleri İslam’a Davet Etmesi, Elçiler ve Mektuplar Göndermesi:[3]
1. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem Hudeybi-ye’den döndüğü zaman yeryüzündeki hükümdarlara mektuplar yazdı, onlara elçilerini gönderdi. Rum (Bi-zans) imparatoruna mektup yazdı ve elçi gönderdi. Bu hükümdar Müslüman olmayı düşündü, neredeyse Müslüman da olacaktı, fakat yapamadı.
2. Habeş Necaşi’sine elçi ve mektup gönderdi, o Müslüman oldu.
3. Ebu Musa el-Eşarî’yi ve Muâz b. Cebel’i Ye-men’e gönderdi. Yemen halkının çoğu savaş olmak-sızın kendi istekleriyle Müslüman oldular.
C- Münafıklara Muamele Konusundaki Sünneti:[4]1. Peygambersallallahu aleyhi ve sellem münafıkların dışa vurdukları ve açıkladıklarını kabul eder, gizledik-lerini Allah’a havale ederdi. Onlarla delille mücadele ederdi. Onlardan yüz çevirir, sert davranır ve etkileyici sözlerle onlara tebliğde bulunurdu.
2. Kalplerinin yumuşaması için onları öldürmedi. Şöyle buyurdu: “İnsanlar, Muhammed’in, arkadaşlarını öldürdüğünü söyleyemezler.” (Buhârî ve Müslim).

 
--------------------------------------------------------------------------------

[1]   Zâdu’l-Me‘âd (3/11,44)
[2]    Zâdu’l-Me‘âd (3/112).
[3]    Zâdu’l-Me‘âd (3/141).
[4]   Zâdu’l-Me‘âd (3/143).